Süleyman's profileKENDİNE ÖYLE BİR YOL ÇİZ...PhotosBlogListsMore Tools Help

KENDİNE ÖYLE BİR YOL ÇİZ Kİ;İNSANLARIN İZLEDİĞİ BASİT BİR YOLDAN DEĞİL,SANA İMRENİP KENDİLERİNE ÖRNEK ALACAĞI BİR YOL OLSUN.....

Süleyman Kaplan

Occupation
Location
Interests
ayrıca turizmde bir resteurantda partaym olarak garsonluk yapıyorum
       ARKADAŞLAR LÜTFEN İYİ KÖTÜ BÜTÜN DÜŞÜNCELERİNİZİ BEKLİYORUM.ZİYARET EDENLER LÜTFEN YORUMSUZ GEÇMEYİN;SİZLERİN YORUMU SAYESİNDE KENDİMİ İYİ YÖNDE DAHA İYİYE TAŞIYABİLİRİM.....YORUMSUZ GEÇMEYİN...!!!!!!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
Nurgülwrote:


 
 
 
EFENDİM SEN BİR GECE GELSEYDİN


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN

Güneş görmüş kar tanesi olur erirdim
SEN göğüm oludun ben de yıldızın
Gündüzlere döner yürür giderdim

 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Kuru ağaçta sallanan yaprak olur titrer dururdum
SEN toprağım olurdum ben de yaprağın
Dalda durmaz düşer SANA dönerdim
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Ilık bir meltem olur
Köşe bucak demez eser dururdum
SEN gülüm olurdun ben de bülbülün
SANA söyleyecek yüzlerce nağme bulurdum
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Çok çiçekli bahar olur SANA koşardım
SEN dalım olurdun ben de tomurcuğun
Rüyasına girerdin bin bir çoçuğun
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Bulutuna kavuşmuş yağmur olur SENİ arardım
SEN yuvam olurdun, ben de yavru kuşun
Uçar gelir kenarına konardım
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Sahilini bulmuş dalga olur dururdum
SEN denizim olurdun ben de tek damlan
Büyüklüğünde küçüklüğün olurdum
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Yıldız yüzlü bir çoçuk olur yine beklerdim
SEN çiçeğim olurdun ben de kelebeğin
Kırılsa kanadım gönlünde emeklerdim
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Parmaklarından akan suyu kana kana içerdim
SEN pınarım olurdun ben de yanık kuzun
İçtikçe kendimden geçerdim
 


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
Aşkınla hilal olur parçalanırdım
SEN güneşim olurdun ben de yıldızın
Işığını açtıkça aydınlanırdım


EFENDİM
SEN BİR GECE GELSEYDİN
BİRKERECİK GELSEYDİN
YOK YOK...
KEŞKE...
HER GECE GELSEYDİN.....

 
 
 


 
 

                                                                                     
May 6

 
 

55.gif

  •         

    hangi dilde anlatsam seni sevdiyimi

    Hangi dilde anlatsam seni özlediyimi?
    Hangi hasret yüklü,yanık türkülerle dile getirsem?
    Hangi iç parçalayan,yürek dağlayan,
    aşık ozanların şiirlerini okusam
    yıldız gözlerine bakarak?

    Hangi silinmez kalemle yazsam yüreğine aşkımı?
    Hangi dağa,hangi taşa,hangi kağıt parçasına
    yazsam sana duyduğum yüce sevdayı?
    Hangi yağan deli yağmurda ıslansam
    söndürür hasretini?

    Hangi rüzgar,hangi tufan kalbimden
    söküp atar özlemini?
    Hangi su siler bedenimden senin izlerini?
    Hangi yoldur ki,yürüdüğümde sonu sana gelmesin?
    Hangi içki,hangi kadehtir ki
    seni sevdiğimi unutturabilsin bana?
    Hangi taze çiçektir sevdam gibi eşsiz kokabilen?

    Hangi ulu ağaçtır ki;susuz güneşsiz
    büyüyebilsin içimdeki sen gibi?
    Hangi hain gece yokluğunu aratmaz bana?
    Hangi mehtabın inci kolyesi olan
    yıldız,senin gözlerin gibi parlayabilir?
    Hangi ressamın ellerinden çıkmış resimdir
    ki;içinde sen olmayasın?

    Hangi şairin,hangi şiiridir ki;mısralarının
    arasında yüzün gizlenmesin?
    Hangi sevda koyu olabilir bu kadar?
    Hangi gözdür ki;gözlerime değdiğinde
    unuttursun bana gözlerinin rengini?

    Hangi sıcak avuçtur,ellerime dokunduğunda
    yaralarıma ilaç olabilsin sen gibi?
    Hangi deprem,hangi afet senin kadar
    acıtarak,sızlatarak alabilir canımı?
    Hangi ilaçtır tenin gibi şifalı olan?
    Ve hangi sevdanın bütün tonları
    bu kadar maviye çalabilir ? ?
    yazan cahit akay

  • 55.gif         Geri git 
  •  

    Yağmur bugün öylesine içliydi ki,

    İstiyor sandım başka bir alemde, ikimizi,

    Damlaları öylesine duyguluydu ki,

    Ayırmak istiyor sandım, birbirimizi!...


     
    seni bekliyorum
    Bu gün gidişinin onuncu günü!
    Pusu kurdum camın önüne,
    Uykusuz -bekliyorum- gelmeni
    Dudaklarımda suskunluğun mührü,
    Yüreğimde umut hükmüyle..
    Bir bıraktığın emanetlerin,
    Bide kan çanağı gözlerimle;
    Sokağı gözlüyorum hiç bıkmadan!
    Köşe başından dönüp gelmeni,
    Sımsıkı sarılmayı bekliyorum birde..
    İçimde kuruntulu bir hüzün
    Ağzımda sensizliğin sessiz türküleri..
    Birde içime akan damlalarla
    Seni bekliyorum gece gündüz demeden
    Yollarını gözlüyorum..
    Dönmeyeceğini bile bile
    Seni bekliyorum…
    sevgilerimle
    cahit akay

    Canım
    Canım can cekişiyor, can´ım yine candasın
    Her ne tarafa dönsem, tutulduğum yandasın
    Bir sarhoş hasretliğe tutsak edildi gönül
    Ruhumda yüreğimde, damarımda kandasın
    Ben ki zamana karşı bir savaş vermekteyim
    Bütün hüsranları hep kendimde görmekteyim

    Her gece gözlerime ben seni sürmekteyim

    Sen kendime döndüğüm, o doğduğum andasın
    Şairler ilham alır anlatsam ahvalimi
    Hekim koyar teşhisi, anlamadan halimi
    Bir onulmaz boşluğa uzatırım elimi
    Sen bana hem uzakta hem de en yakındasın..
iyi günde kötü günde insanın yanında olabilicek sevincini üzüntüsünü paylaşabilecek gerçek dostlar bulmanız dileğiyle sevgiyle kalın allah emanet olun arkadaşlarım hayırlı akşamlar sakın gülmekten vaz geçmeyin bir gülüşünüz dünyaya beder
sevgilerimle
cahit akay
Apr. 15
 

BEN SENİ HİÇ SEVMEDİMKİ


Ben seni hiç sevmedim ki,
Yorgun aksamlarda söyledigimiz sarkilari sevdim,
Bir çiçege gülmeni, bir güle benzemeni sevdim,
Bir de yildizlari sevdim,
Eylül aksamlarinda gelip, gözlerinde durdular,
Ben seni hiç sevmedim ki.
Beni yola kodugunda ayrilmayi sevdim,
Kursunlari sevdim, beni vurdugunda,
Aglamayi sevdim, unuttugunda,
Yalniz oldugumu anladigimda,
Ayakta kalmami sevdim,
Yikilmami sevdim, seni her hatirladigimda,
Ekmegi sever gibi sevdim, sensizligi,
Su gibi özledim Temmuz günesinde sesini,
Ikindide yagmur gibi,
Geceleyin rüzgâr gibi, sevdim seni sevdigimi,
Ben seni hiç sevmedim ki.
Kuslara sarkilar ögretmeni sevdim,
Menekseyle konusmani, nisana hatirlatmani,
Baharin bir adinin da yalnizlik olmadigini,
Düstügüm zaman kanayan yanlarimi,
Ve tuhafligimi üsüdügüm zaman,
Sakiz satan çocuklari, yeni çikan sarkilari,
Her kaybettiginde kazanan yanlarini sevdim,
Denize düsmüs gül gibi düstüm atese,
Ben yangini sevdim, yandigim zaman böyle iste,
Ben seni hiç sevmedim ki.
Bir gece bir ceylan indi dagdan kalbine,
Bir gece bir siir gibi kibrit alevinde,
Alemin ortasinda, kimsesizligin sesinde,
Bugusunda sabahin, acimasizliginda bir âhin,
Aglayan yüzünde Isa'nin, ferahlatan güzüyle duanin,
Korkutan yaniyla nârin,
Incirin, zeytinin ve kalbin üstüne,
Gülün üstüne, tutundugum umudun üstüne,
Korkunun üstüne, senin üstüne,
Hepsinin üstüne,
Ben seni hiç sevmedim ki.
Gittigin zaman, gitmeni sevdim,
Evreni sevdim, geldigin zaman,
Kalmani sevmedim,
Korkuyordum sana alismaktan,
Yinede sevdim gülümsemeyi,
Mendilimi sallarken seni götüren trenin arkasindan,
Kirlara ilk kar düstügü zaman,
Ölümünün ne güzel oldugunu sevdim,
Seni içimde öldürdügüm zaman.
Her kaybettiginde kazanan yanlarini sevdim,
Denize düsmüs gül gibi düstüm atese,
Ben yangini sevdim, yandigim zaman böyle iste,
Ben seni hiç sevmedim ki,
Ben sevdim mi;
ADAM GIBI SEVERIM

 Ibrahim Sadri

Mar. 15

 
 

cahit akay 

  •        
        

    Sana bu siirimi üc bes nöbetimde

    Sana bu siirimi üc bes nöbetimde
    Yüregimdeki sızı gozumdeki yasımla
    Sana olan sevdamın haykırısıyla yazıyorum...

    Sana olan sevdama aglayan gözlerim sahit
    Gecenin zifiri karanlıgında parlayan yıldızlar sahit
    Nobet yerim, tüfegim, birde candan öte can,
    Kardes saydıgım tertibim sahit
    Yine sensiz oldugum bu nöbet yerimde,
    Mırıldanarak bir turku tutturuyorum sezsizce
    Sadece seni dusluyerek.sevdıgım yanlız seni,

    Sag elimi koyuyorum yuregimin tam ustune ,
    Hayal kuruyorum sanki benimlesin diye
    Beynimde fırtınalar kopuyor
    Yüregimin bir yerinde daglar patlarken,
    Bir yerinde nehirler caglıyor
    Bir gün kavusacagız diye..

    Sana olan sevdama ALLAHIM sahit
    Damarımda akan kanım, yuregim sahit
    Nöbet tutarken aklıma gelir amacsız cekip gitmen
    Ayrıldıgımız o gun
    Seni severken ayrılmam derken kaybettigim o gun
    Kanımın dondugu o lanetli gun
    Seni sevmiyorum dedigin gun
    Beni yıktıgın o gun ...
    Ne gordunde eksık bende bu kadar kolay terkettın
    Sevgimden,saygımdanmı eksiklik hissettin
    Bu yalan dunyada tek gercegimdin..
    Ne oldu ne olduda bu kadar kolay yıktın beni...

    Sensiz uzun gecelerde boyle gelecege aglarken ben
    Kahrolayım senden baskasını sevdiysem eger
    Sensiz dogan gunese vede geceye
    Lanet olsun sensız gecen her gunume
    Ne bilirdim ellerin ellerin olacagını,
    Ne bilirdim severken kaybedecegimi,
    Ne bilirdim bilsem bu kadar severmiydim...
    yazan cahit akay
  • Geri git 
       


    .
    Image and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPicImage and video hosting by TinyPic



    img113/6755/257469btiv2q1si3ob2.gif

    Sen: Karlı dağlarımda açmış çiçeksin
    Sen: Çiçekli kırlarda ki kelebeksin
    Sen: Hiçbir zaman yakalayamadığım
    Sen: Eşi bulunmaz kanatsız meleksin
    img113/6755/257469btiv2q1si3ob2.gif
    Ben: Olsam senin için bir bal arısı
    Ben: Koynuna girsem bir gece yarısı
    Ben: Konuversem kalbinin üzerine
    Ben: Olsam yüreğinin diğer yarısı

    img113/6755/257469btiv2q1si3ob2.gif




    UNUTULMADINIZZZ..!! ♥...♥...♥
    Her rüzgâr savuracak bir toz bulur. Her hayal yaşanacak bir can bulur... Her düş gerçekleşecek bir umut bulur... Kolay bulunmayan tek şey güzel bir dostluktur...


  • Gözlerin arasındaki ilişkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar,
    birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna
    rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı.
    Arkadaşsız hayat cehennem gibidir. Dünyanın en iyi arkadaşı
    sizlersiniz bir gülüşünüz dünyaya bedel
    allah emanat olun
    sevgilerimler 
     


cahit akay
Mar. 3

Eylülll


   Eylül... Fersude sonbaharların giriş kapısı... İlk yaz rüzgârından alınmış bir hızla savrulan düşüncelerin, hoyrat hayallerin ve avare zamanların yorgunluğu, kırgınlığı, pejmürdeliği içinde yeniden derlenip toparlanması gereken hayatın rengi... Ve yeniden başlamanın yorgun ritmini hatırlatan yağmurlar... Bölük pörçük hatıralar, kırık dökük sevinçler... Şiir kılığında gelen acı...

                 Eylül işte; nâm-ı diğer, hüzün...

Eylül... Her şair için ayrı bir Leyla; kurşunî gelinlikler giyinip de gelen... Dilemmaların çıldırtıcı sükunu bir yanda; ve bir yanda sislerin ve buğuların ardından sökün edip yürümüş sancıların ilhamı... Katar katar uzaklaşan kuşların kanatlarına yüklenen son arzular kadar umutsuz ve beklenesi...

                Eylül işte; nâm-ı diğer, pişmanlık...

Bilmiyorum, siz bu yazıyı okurken yağmur yağıyor olacak mı?.. Belki yapraklar savruluyordur şimdi bulunduğunuz şehirde; belki sular kararıyordur yavaş yavaş... Altın kızılı bir gurubun soyunmuş dalında çifte kumruları seyrediyorsunuz belki de... Bir sanatoryum bahçesinde gezinen uzun saçlı, zayıf ve genç iki kaderdaştır belki ikindiler ve yağmurlar... Belki sizin kentin huzurludur akşamları, belki de alaca düşmüş gecenin bir yüzünde siyah tırnaklarını ruhunuza geçirmeye çalışan ifritler dolaşır...

              Eylül işte; nâm-ı diğer melal...

Tenha yollar, aşınmış günler, hayata dar gelen arzular ve kanadı kırık kuşlar... Tabiatın birden uyanıp gerçeği gören yüzü... Kıymeti bilinmeyen lezzetin çamurlara bulaşmış sarı bir acılık tarafından istilasına karşı şaşkınlık... Acıların beyhude, sevinçlerin zavallı, mutlulukların fanî olduğunu anlamanın dehşeti...

              Eylül işte; nâm-ı diğer, ölümün rengi...

Eylül... Yaşanmamış mevsimlerin en gerçeği... Uçuk benizli koşuşturmacalar, yeniden kurulan defter kitap pazarı... Eski okul çantasına kalem yerine ancak gözyaşını koyarak okula giden minik adımlar... Yoksul mahallelerde gitgide çamurlanacak karanlık sokaklar... Camlara mıhlanıp 70 yıllık muhteşem bir sükût ile yolları seyreden kırçıl hatıralar... Ciğer paresini okula eksik kitapla gönderen annenin yüreğindeki çizik... Para etse canını da verir ama...

            Eylül işte; nâm-ı diğer, acının mührü...


       -İSKENDER PALA-

Feb. 6
GÜZELLİKLERLE, GÜLÜMSEMSLERLE, SAĞLIK VE MUTLULUKLA DOLU DOLU GEÇECEK NİCE YILLARA... İYİ SENELER...
Jan. 1


   
UMARIM BEĞENİRSİNİZ...
Dec. 16
Gülwrote:
Oct. 13
Semra ...wrote:
 

  

Şu insanlardan hangisi ben'im?
Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle,
ağzıma, sözüme kulak asma.
Hem sen beni elden çıktı bil.
Yoluma kadeh madeh koyayım da deme.
Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim.

Hem ben tıpatıp sana benzerim.
Ağlarsan ağlarım,
gülersen gülerim.
Asıl sen vardın ortada,
ben senin elinde bir ayna.
Sen yeşillikte bir ağaç,
ben senin gölgen.

Ben senin gôlgen olduktan sonra
hemen gider kendime bir dost ararım
kurmak için yanında çadırımı,
ararım bir taze gül fidanı.

Sonra sâkinin kapısına varır,
vurur testimi kırarım.
Sonra oturur bardak bardak içerim
ciğerimden akan kanı

 

Mevlana Celaleddin Rumi

SELAM VE DUA İLE...

Oct. 8
Gülwrote:
Sept. 8
Semra ...wrote:
ah İstanbul by Sinan Doğan.
Ah istanbul istanbul istanbul olalı
Hiç görmedi böyle keder
GEBERİYORUM  aşkından kalmadı bende GURURDAN ESER...
HAYIRLI AKŞAMLAR SELAM VE DUA İLE...
Sept. 2
Gülwrote:
çok çok güzel bır spaces yüreginize saglık basarılar
Sept. 1
 
sayfan gerçekten çok güzel hele o hikaye bitirdi beni ellerine sağlık..yine gelicem...senide beklerim Kırmızı gülsöyliycek bişey bulamıyorum tek kelimeyle süpeer...
Aug. 1
 
July 8
Peterwrote:

Photobucket

Nur Glück soll dir dein Leben bringen.

Was du auch tust, es möge dir wohlgelingen!

Photobucket

Denkst du an mich,

wenn das Glück dir begegnet,

und auch dann, wenn es mal regnet!

Photobucket

Ein guter Geist stehe dir dann immer bei,

bis ich komme auf meiner Wanderung,

wieder bei dir vorbei!

 Photobucket

 

June 16
Peterwrote:

 

 

Wenn ein Kummer Dich berührt,
Du`s im Herzen und der Seele spürst,
lass es raus, verzweifle nicht,
hör, was Dir sagt mein Gedicht.
Freunde sollen in allen Zeiten,
liebevoll Dich stets begleiten,
hören zu, geht`s Dir nicht gut,
wenn Dir fehlt der Lebensmut.
Geben acht und stützen Dich,
lassen Dich auch nicht im Stich,
wenn Dich Kümmernisse quälen,
ihnen kannst Du es erzählen.
Freunde haben ist ein Segen,
sie sind da für Dich auf allen Wegen,
machen Dir Mut in der Traurigkeit,
und halten eine Hand für Dich bereit.

Photobucket 

 

 

June 13
Peterwrote:

Photobucket

In endlosen Weiten,

da hab ich gesucht,
für zahllose Reisen,

wurde gebucht,
in tausenden Orten,

da hab ich geschaut,
in wenig Sekunden,

hab ich mich getraut,
fast keiner Stunde,

ging blickend zurück,
den Sand in den Händen,

ein fließendes Glück...?

Photobucket


Ich wünsche dir
einen wunderschönen
Tag

June 11
DOĞUM GÜNÜNÜZÜ EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM.NİCE YILLARA...
SAĞLICAKLA KALIN
DİLA EMRAL AYDIN
June 6
Apr. 13
Mar. 31
Mar. 21
Türk Kızıwrote:
Güzel bir alan olmuş...Tebrikler....
 
 Sen bendini yıkan asi su,
Sen engel tanımayan rüzgar,
Sen Ergenekon dağından doğan güneş,
Sen ALLAH’ ın iman ve bilek gücü ile donattığı şanslı kul...
Senin adın TÜRK!..
 
 
Türk Kızı
      
Mar. 20
Mar. 19
tşk arkadaşım
Mar. 15
Slm..alanın çok  değişik...hem bu dünyadan ..hemide öbür taraftan ..Gülümsemedalga geçmiyorum..gerçekten  ilginç olmuş,beğendim.Dengeyi iyi tutturmuşsun..bende çizgi karekterleri severim..ayrıca dini bilgilerimizi sayende tazelemiş olduk.HOCAM MSN  CAİZMİDİR..Açık ağızlıkendine iyi bak arkadaşım..



CLICK HERE!
Mar. 13
01 Ocak  
Photo 1 of 29
March 09

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar…

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar)
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde
o kadar aç oturmadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için değil
çabuk bitmesin diye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı bir kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arif�in aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
o'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim, nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o, en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
 
     Teşekürler arkadaşım KIRÇİÇEĞİ PAPATYA

ENDÜLÜS'TE RAKS

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç def'a kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri...

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü,
Göğsünde yosma Gırnata'nın en güzel gülü...

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;
İspanya varlığıyle bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli...
Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kerre öpmeli..

Gözler kamaştıran şala, meftûm eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sîneden: 'Ole!'

YAHYA KEMAL BEYATLI
 
    Teşekürler arkadaşım KIRÇİÇEĞİ PAPATYA

YAŞAM NEDİR ?

Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte,
yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden... Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda
yıldızlarla konuşan... Mutluydum rüzgarla birlikte
maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken,
mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken...

Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları
yeryüzünde... Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin
peşinde... Bazen bir kuşun kanadına karışır,
uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte.

Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana... Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama
yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları
daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında... Sığınırken bir kaya
kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce...

Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için...Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim... Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden... Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için... Yaşam olabilmek için...

Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış... Sıcaktı toprak, gökyüzünün
olamadığı kadar... Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle...
Sevdim onu... Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte...Toprağın
derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim... Zaman
geçtikçe büyüdüm, çoğaldım... Yerimde duramaz hale geldim...

Güneşi özledim... Yıldızlara merhaba demek istedim.... Terk ettim
toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü
gördüm yeniden... Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür...

Aktım, gittikçe büyüyerek... Beni sarmalayan toprağa dokunarak
aktım... Nereye gittiğimi bilemeden... Sadece yaşamı ögrenebilmek
için aktım... Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı
delicesine... Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana
yaşam nedir diye sorduğumda... Büyümek istedim... Daha hızlı
akmak, denize kavuşmak istedim... Aktım gökyüzünün görünmediği
ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları
peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına ... Başakların rüzgârla dans
ettiği ovalara geldiğimde duruldum... Onları seyredebilmek için
yavaşladım... Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı... Rüzgarla dans
mı diye?.. Cevap vermediler bana... Denizi aradım uzaklarda,
görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için.

Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken
dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm... Gördüm orada canlılığı,
başkaldırmışlığı, hasreti... Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak
istedim... Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi... Sevişmek
istedim onunla... Yaşamı istedim ondan... Dokunduğumda denize,
balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize... Bir oldum onunla...

Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum,
okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım... Derinliğin sessizliğinde güzellikleri
buldum... Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize?
Cevap alamadım... İnsan olmak istedim... Yaşamın ne olduğunu
öğrenirim diye...Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda...
Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle... Büyümeye başladım
içinde olduğum insana fark ettirmeden... Büyüdüm, büyüdüm...

Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur
verdi... Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim... Güneşe
sarılmak istedim... Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim...
Yaşamı insanlara sormak istedim... Işıkla tekrar kavuştuğumda
özgürlüğümü hissettim yeniden... Küçük bir su damlasıyken
gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi...

Büyüdüm zamanla... Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte...
Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler...
Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime...
Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak,
bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini...
O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR...
SADECE SEVGİ.
 
       Teşekürler arkadaşım KIRÇİÇEĞİ PAPATYA

ne olur ALLAH'ım



selam ve dua ile  ALLAH
 yarve yardımcınız olsunsevgiyle kalın.